Türkiye’de çocuk nüfusu hikayesini son yıllarda görece hızlı bir düşüşe dönüştüren veriler, 1970’te toplam nüfusun %48,5’ini oluşturan 0-17 yaş grubunun payının, 2025 itibarıyla %24,8’e gerilediğini gösteriyor. Bu düşüş, 2100’e kadar %10’un da altına inebileceği öngörüleriyle birlikte ele alınıyor. AB ortalamasını ise şu anda biraz üzerinde bulunan çocuk nüfusu payı, gelecek yıllarda daha da yakınsama eğilimi gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “İstatistiklerle Çocuk, 2025” çalışması, 0-17 yaş grubundaki çocukların sayısını 21 milyon 375 bin 930 olarak belirlerken, toplam nüfusun 86 milyon 92 bin 168’e ulaştığını ortaya koyuyor. 2024’e kıyasla çocuk nüfusunun payı 25,5’ten 24,8’e gerilemiş durumda ve erkek-kız oranı sırasıyla %51,3 ve %48,7 olarak kaydedildi. Şanlıurfa en yüksek, Tunceli ise en düşük çocuk nüfus oranına sahip iller olarak öne çıkıyor.
Haneler açısından bakıldığında 0-17 yaş grubu olan en az bir çocuk bulunan hane payı %41,9 iken, bu hanelerdeki en yüksek orana Şanlıurfa (%68,2) sahipken en düşük oran Tunceli’de (%27,3) görülüyor. Türkiye’nin bağlamında, AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında 2024’te %17,8 olan çocuk nüfus oranı 2025’te %17,6’ya gerilemiş durumda; Malta, İtalya ve Portekiz gibi ülkelerin oranları ise daha düşük kalıyor.
Uzun vadeli projeksiyonlar Türkiye’de çocuk nüfusunun gelecekteki seyri üç senaryo etrafında değerlendiriliyor. “Ana senaryo”ya göre 2030’da %22,1, 2040’da %17,9, 2060’ta %16,9, 2080’de %15,2 ve 2100’de %14,5 gibi rakamlar öngörülüyor. Doğurganlık eğilimlerinin güçlü bir şekilde düşmeye devam etmesi halinde ise düşük senaryo devreye giriyor ve 2100’de %9,9 gibi çok daha düşük bir oran öne çıkıyor. Buna karşılık doğurganlığı artırıcı politikaların etkisiyle yükseğe kayan senaryo ise 2100 için yaklaşık %18,6’lık bir çocuk nüfus payı öngörüyor.
Kısa ve uzun vadeli etkiler olarak değerlendirildiğinde, düşen çocuk nüfusu kısa vadede demografik avantaj olarak görülebilir: çalışma çağındaki nüfus payının kısa süre için artması, tasarruf ve büyüme potansiyelini destekleyebilir. Ancak uzun vadede sosyal güvenlik, kamu maliyesi ve sağlık harcamalarında artışlar, yaşlanma ekonomisi olarak adlandırılan yeni baskılar doğurabilir. Ayrıca genç nüfusun azalması, tüketim kalıpları ve yenilik kapasitesi üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle politikaların çok yönlü, uzun vadeli ve kapsayıcı olması kritik hale geliyor.
İl bazında bazı önemli veriler arasında; 0-4 yaş grubunun payının %22,7, 5-9 yaş grubunun %28,8, 10-14 yaşının %30,5 ve 15-17 yaşının %18 olduğu 2025 rakamları yer alıyor. 2024 canlı doğumları yaklaşık 937 bin 559 olarak kaydedilirken, doğumlarda yaşam süresinin uzun yıllar boyunca artması bekleniyor. Ayrıca 2024/25 eğitim döneminde ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim seviyelerindeki tamamlama oranları iyileşme gösterdi; net okullaşma oranları yükseldi. Dışsal yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle çocuk ölümlerinde ise olumlu bir düşüş eğilimi sürüyor.
