Üsküdar Üniversitesi’nin geleneksel hale getirdiği Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi bu yıl sekizinci kez gerçekleştiriliyor ve merkez yerleşkede Akdeniz Salonu’nda başladı. NPİSTANBUL Hastanesi, NP Etiler ve NP Feneryolu Tıp Merkezi ile Türk Psikolojik Danışma Rehberlik Derneği ve Pozitif Psikoloji Enstitüsü’nün ortak çalışmalarıyla düzenlenen etkinlik, bu alanda çalışan uzmanları bir araya getiriyor.
İki gün sürecek kongrenin bu yılki ana teması, “Dijitalleşen Dünyada Anlam Arayışı: Sosyal İzolasyon mu? Longevity (Uzun Yaşam) mı?” olarak belirlendi. Açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bugün dünya Pozitif Psikoloji Kongresi’nin 2027 yılında Türkiye’de yapılacağı bilgisini paylaştı ve bu önemli gelişmeyi katılımcılarla paylaştı.
Dijitalleşmenin insan yaşamına etkileri, anlam arayışını nasıl şekillendiriyor sorusu kongrenin merkezinde yer alıyor. Prof. Dr. Tarhan, 21. yüzyılın Bilgelik Yüzyılı olması gerektiğini savunuyor ve bunun yolunun pozitif psikolojiden geçtiğini belirtiyor. “Dijitalleşen dünyada anlam yüklemek krizleri yönetmenin anahtarıdır” diyen Tarhan, bu sürecin en kritik yöntemlerinden birinin de pozitif psikoloji olduğunu vurguluyor.
Üniversitenin eğitim sistemine dahil ettiği pozitif psikoloji çalışmaları da somut sonuçlar veriyor. 2013 yılında ders olarak başlatılan “pozitif psikoloji” şimdi zorunlu bir ders olarak tüm öğrencilere ulaşıyor; öncesi ve sonrası ölçümleriyle öğrencilerin ilişkilerinde ve kişisel gelişimlerinde olumlu değişimler gözlemleniyor. Ayrıca “Pozitif Psikolojiden Hedef Arkadaşlığı” projesi gibi girişimler, uluslararası öğrenciler arasında akran mentorluğu modeliyle sosyal temasın güçlenmesini sağlıyor. Tarhan, bu yaklaşımın yaşam kalitesini artırdığını belirtiyor.
Kongre kapsamında klasik ve pozitif psikoloji arasındaki fark da tartışılıyor: Pozitif psikoloji, yaşam kalitesini ve iyilik hâlini artırmayı amaçlar; tedavi odaklı klasik yaklaşımdan farklı olarak yaşam kalitesine odaklanan bir bakış açısı sunar. Tarhan ayrıca dijitalleşme çağında empati ve karakter güçlerinin önemine değinerek, “İnsanlığın nasıl yönleneceğini belirleyen, empati ve pozitif yönlerin güçlendirilmesiyle mümkün olur” mesajını paylaşıyor.
Kongre programında, açılış dinletisini Prof. Dr. Haydar Sur’un yönettiği konser ve Prof. Dr. David Baron’a Fahri Doktora takdim gibi etkinlikler de yer alıyor.
Baron’un konuşması ise yaşam tarzı psikiyatrisi ekseninde sosyal izolasyonun sağlık üzerindeki etkilerini ele alıyor ve bu yaklaşımın altı temel sacayağını vurguluyor: fiziksel aktivite, beslenme, uyku, zararlı alışkanlıklardan uzak durma, sosyal ilişkiler ve stres yönetimi. Ayrıca sosyal izolasyonun risklerini, günde 15 sigaraya eşdeğer olarak tanımlayan Baron, ruh sağlığında esenlik hâlini hedefleyen yeni paradigmaya dikkat çekiyor.
Kongrenin ikinci gününde ise ayrıntılı konferanslar, atölye çalışmaları ve panel konuşmaları yer alacak. İnsan ilişkileri, Longevity ve sosyal izolasyon konularında uzmanlar, gençler ve profesyoneller için çeşitli oturumlar planlandı. Yaşam tarzı psikiyatrisi ve toplumsal bağların güçlendirilmesi üzerine vurgu yapan konferanslar, katılımcılara günlük yaşamda uygulanabilir çıkarımlar sunmayı hedefliyor.
