Bir üniversitenin Psikolojik Danışma ve Rehberlik Merkezi müdürünün ifade ettiği gibi, güvenlik önlemlerinin ötesinde psikolojik destek ve rehberlik hizmetlerinin sunulması, saldırıların önlenmesinde kritik bir rol oynar. Uzmanın görüşüne göre, uzun vadeli çözümler kapıda güvenlik görevlisi veya X-ray cihazı kurmakla değil, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin sayısını artırmakla güçlendirilmelidir. Böylece olası agresif davranışlar daha erken aşamada fark edilip yönlendirilebilir.
Bilgin, olayları bireysel öfke patlamalarına indirgemeden, geniş çaplı sosyo-psikolojik risk faktörlerinin ele alınması gerektiğini vurguluyor. Çevresel etkenler arasında ailesel dinamikler, okul içi ilişkiler, dijital içeriklere maruz kalmanın etkileri ve gençlerin duygusal düzenleyebilme kapasitesi önemli rol oynar. Özellikle ergenlik dönemi boyunca beyin gelişiminin devam etmesi, şiddete eğilimli davranışları tetikleyebilir ve sosyal izolasyon bu riski artırabilir.
Ailelere Büyük Sorumluluk Düşüyor: Şiddet içeren davranışların aniden ortaya çıkmadığını belirten uzman, bu türlü davranışların bir süreç sonucunda geliştiğini hatırlatır. Kendini geri çekme, arkadaş çevresinden kopma ve öfke patlamaları gibi sinyaller, ailelerin dikkatini çekmelidir. Okullar ise akran zorbalığına karşı sıfır tolerans yaklaşımıyla güvenli bir öğrenim ortamı sağlamalıdır.
Güvenlik Önlemlerinin Sınırı: Son günlerde güvenlik vurgusunun artmasına rağmen, yalnızca fiziksel önlemlerle sorunun çözülemeyeceği üzerinde durulur. Olaylar çoğu kez öğrencilerin kendi iç dünyalarında ve okul içi ilişkilerinde derinleşen sorunlardan kaynaklanır. Bu nedenle güvenliğin yanı sıra, öğrencilerin gelişimini izleyen ve risk tespitini sürekli yapan bir psikolojik destek sistemi hayati öneme sahiptir.
Görünmeyen riskler, tespit edilmediğinde büyük tehlikelere dönüşebilir. Bu nedenle bir güvenlik görevlisinin varlığı kadar, güvenli ve düzenli bir takip süreci de kritik değildir. Öğrencilerin anaokulundan itibaren toplanan verilerle sistemli bir şekilde izlenmesi, ailelerin profesyonel desteğe başvurması ve öğretmenlerin verimli iletişimle gözlem yapması önerilir. Böyle bir yaklaşım, yalnızca bireysel davranışları değil, sınıf ve okul genelindeki iletişim dinamiklerini de güçlendirir.
Notlar: Daha etkili bir güvenlik kültürü için, okul ve aile arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, dijital ve sosyal etkilerin öğrencilerin beyin gelişimine olan katkılarının anlaşılması ve risk durumlarında hızlı, doğru adımların atılabilmesi için düzenli gelişim raporlarıyla sürekli izlemeye ihtiyaç vardır.


