Kalabalık ortamda ağlama krizi yaşayan çocuğa yaklaşım, hem çocuğun duygusunu hem de bulunduğu ortamın koşullarını dikkate almayı gerektirir. Market, alışveriş merkezi, misafirlik, düğün, restoran veya toplu taşıma gibi yerlerde başlayan yoğun ağlama, ebeveyn için zorlayıcı olabilir. Çevredeki insanların bakışları, zaman baskısı ve çocuğu bir an önce susturma isteği, yetişkinin de gerilmesine neden olabilir.
- 1. Kalabalık ortamda ağlama krizi yaşayan çocuğa yaklaşım nasıl olmalı
- 2. Çocuğun ağlaması neden kalabalıkta daha da artabilir
- 3. Ağlama her zaman bilinçli bir inatlaşma değildir
- 4. Önce güvenlik sonra sakinleşme
- 5. Kalabalığın içinden çıkmak yenilmek anlamına gelmez
- 6. Çocuğa çok fazla soru sormamak gerekir
- 7. Uzun açıklamalar kriz sırasında etkili olmayabilir
- 8. Çevredeki insanların bakışlarına odaklanmamak
- 9. Çocuğu insanların yanında utandırmamak
- 10. Tehdit etmek neden sorunu büyütebilir
- 11. Çocuğun istediğini hemen vermek her zaman çözüm değildir
- 12. Dikkatini başka yöne çevirmek ne zaman işe yarar
- 13. Çocuğun yanına çömelmek iletişimi kolaylaştırabilir
- 14. Çocuk temas istemiyorsa zorlanmamalı
- 15. Çocuğun yaşına göre beklenti değişmelidir
- 15.1. Küçük çocuklarda
- 15.2. Okul çağındaki çocuklarda
- 16. Alışveriş sırasında ağlama başladığında
- 17. Misafirlikte başlayan ağlama nasıl yönetilebilir
- 18. Restoranda ağlayan çocukla ne yapılabilir
- 19. Düğün ve kalabalık kutlamalarda çocuğun ihtiyacı unutulmamalı
- 20. Toplu taşımada ağlama başladığında
- 21. Kardeşler yanınızdaysa görev paylaşımı yapılabilir
- 22. Ebeveynler aynı yaklaşımı benimsemeli
- 23. Kriz sona erdikten sonra ne yapılmalı
- 24. Özür dilemeye hemen zorlamak doğru olmayabilir
- 25. Olayı gün boyunca tekrar tekrar hatırlatmamak
- 26. Kalabalığa çıkmadan önce hazırlık yapmak
- 27. Çocuğa küçük seçimler sunmak
- 28. Geçişleri önceden haber vermek
- 29. Ağlama öncesindeki işaretleri fark etmek
- 30. Ağlama krizlerinin kaydını tutmak işe yarayabilir
- 31. Her ağlama krizini önlemek mümkün değildir
- 32. Hangi durumlarda profesyonel görüş alınabilir
- 33. Ebeveynin kendi sakinliğini koruması
- 34. Kriz anında uygulanabilecek kısa yol haritası
- 35. Sakinlik ve sınır aynı anda korunabilir
Bu anlarda ilk amaç çocuğa uzun açıklamalar yapmak veya kimin haklı olduğunu belirlemek değildir. Öncelikle güvenliği sağlamak, çevredeki uyaranları azaltmak ve çocuğun yeniden sakinleşmesine yardımcı olmak gerekir. Çocuk sakinleşmeden yapılan uzun konuşmalar, tehditler veya pazarlıklar çoğu zaman istenen sonucu vermeyebilir.
Her yoğun ağlama aynı nedenle ortaya çıkmaz. Çocuk yorulmuş, acıkmış, gürültüden rahatsız olmuş, istediği bir şey alınmadığı için hayal kırıklığı yaşamış veya bulunduğu ortamdan bunalmış olabilir. Bu nedenle yalnızca görünen davranışa değil, davranışın öncesinde yaşananlara da dikkat edilmelidir.
Kalabalık ortamda ağlama krizi yaşayan çocuğa yaklaşım nasıl olmalı
Çocuğun ağlaması yükseldiğinde yetişkinin verdiği ilk tepki, olayın nasıl ilerleyeceğini etkileyebilir. Ebeveynin sakin kalması her zaman kolay değildir. Ancak ses tonunun yükselmesi, hızlı sorular sorulması veya çocuğun hemen susturulmaya çalışılması gerginliği artırabilir.
İlk olarak çocuğun kendisine, başka kişilere veya çevredeki eşyalara zarar verme ihtimali değerlendirilmelidir. Çocuk yere kendini atıyor, koşmaya çalışıyor veya tehlikeli bir alana yaklaşıyorsa güvenli bir noktaya alınmalıdır.
Daha sonra mümkünse kalabalığın ve gürültünün daha az olduğu bir bölüme geçilebilir. Marketin sakin bir köşesi, restoranın dış bölümü, binanın giriş alanı veya kısa süre beklenebilecek sessiz bir yer çocuğun çevresindeki yoğunluğu azaltabilir.
Bu sırada kısa ve anlaşılır cümleler kullanılabilir:
- “Şu anda çok üzgünsün, yanındayım.”
- “Önce sakin bir yere geçeceğiz.”
- “İstediğin şey olmayınca kızdın.”
- “Sana zarar vermene izin veremem.”
- “Sakinleştiğinde konuşacağız.”
Çocuğun duygusunu kabul etmek, istediği her şeyi kabul etmek anlamına gelmez. “Bunu çok istediğini görüyorum” denildikten sonra daha önce belirlenen sınır korunabilir.
Çocuğun ağlaması neden kalabalıkta daha da artabilir
Kalabalık ortamlar çocuklar için aynı anda çok sayıda uyaran barındırabilir. Yüksek sesler, parlak ışıklar, yabancı kişiler, bekleme süresi ve sürekli hareket hâlinde olmak çocuğun zorlanmasına neden olabilir.
Yetişkin için sıradan görünen bir alışveriş gezisi, küçük bir çocuk açısından uzun ve yorucu bir süreç olabilir. Çocuk bir süre sonra ne istediğini anlatmakta, beklemekte veya dikkatini düzenlemekte zorlanabilir.
Kalabalıkta ağlamayı kolaylaştırabilecek durumlar arasında şunlar bulunabilir:
- Uykusuzluk veya dinlenme saatinin geçmiş olması
- Acıkma veya susama
- Uzun süre beklemek zorunda kalma
- Gürültü ve yoğun ışık
- Yabancı kişilerin çocuğa yaklaşması
- Bir etkinliğin aniden sona ermesi
- İstediği ürünün alınmaması
- Oyunun veya hareketin beklenmedik biçimde kesilmesi
- Gün içinde çok fazla program yapılması
Bu nedenlerden biri tek başına krizi açıklamayabilir. Birkaç etken aynı anda birleştiğinde çocuğun dayanmakta zorlanması daha olası hâle gelebilir.
Ağlama her zaman bilinçli bir inatlaşma değildir
Çocuğun kalabalık bir yerde ağlaması, çevredeki kişiler tarafından şımarıklık veya söz dinlememe olarak yorumlanabilir. Ancak küçük çocuklar yoğun duygularını yetişkinler gibi açıklayamayabilir.
Çocuk “Çok yoruldum, seslerden rahatsız oldum ve artık bekleyemiyorum” diyemediğinde bu durum ağlama, bağırma veya yere oturma biçiminde görülebilir.
Bu açıklama her davranışın kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Çocuğun vurmasına, eşya fırlatmasına veya güvenli olmayan bir alana koşmasına sınır konmalıdır. Ancak sınır konurken davranış ile çocuğun kendisi birbirinden ayrılmalıdır.
“Sen çok yaramazsın” demek yerine “Vurmana izin veremem” denilebilir. Böylece çocuğun kişiliği değil, o anda durdurulması gereken davranış ifade edilmiş olur.
Önce güvenlik sonra sakinleşme
Yoğun ağlama sırasında çocuk hareketlerini kontrol etmekte zorlanabilir. Kalabalık bir alanda kapıya, merdivene, otoparka veya hareketli araçların bulunduğu bölüme yönelmesi tehlikeli olabilir.
Ebeveyn çocuğu güvenli bir noktada tutmalı ve çevredeki riskleri azaltmalıdır. Çocuk kendisine vuruyor veya yere sert biçimde atılıyorsa yakınındaki sert ve keskin eşyalar uzaklaştırılabilir.
Çocuğu güvenli tutmak için fiziksel olarak yönlendirmek gerektiğinde sert hareketlerden kaçınılmalıdır. Çocuk sarılmak istemiyorsa sakinleşmesi için zorla sarılmak yerine yanında durmak daha uygun olabilir. Ancak kendisine veya başkasına zarar verme riski varsa güvenliği sağlayacak ölçüde müdahale gerekebilir.
Çocuğa “Buradayım, seni güvende tutacağım” şeklinde kısa bir güven cümlesi söylenebilir.
Kalabalığın içinden çıkmak yenilmek anlamına gelmez
Bazı ebeveynler ortamdan ayrılmayı çocuğun istediğini elde etmesi olarak değerlendirebilir. Ancak çocuğu daha sakin bir bölgeye götürmek, konulan sınırdan vazgeçmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez.
Örneğin çocuk alınmayan bir oyuncak nedeniyle ağlıyorsa mağazanın dışına çıkılabilir fakat oyuncak yine alınmayabilir. Ortam değiştirmek, çocuğun sinir sistemindeki yoğunluğu azaltmak için kullanılabilir.
Ebeveyn şu şekilde açıklama yapabilir:
“Oyuncağı almayacağız. Şimdi çok zorlandığın için dışarı çıkıp sakinleşeceğiz.”
Bu yaklaşım hem sınırı korur hem de çocuğun kalabalık içinde daha fazla zorlanmasını önler.
Çocuğa çok fazla soru sormamak gerekir
Yoğun ağlama sırasında “Neden böyle yapıyorsun?”, “Ne istiyorsun?”, “Neden susmuyorsun?” gibi art arda sorular sormak çocuğun yükünü artırabilir.
Çocuk o anda duygusunu açıklayabilecek durumda olmayabilir. Aynı sorunun defalarca sorulması, cevap veremediği için daha fazla öfkelenmesine neden olabilir.
Bu sırada kısa gözlemler daha yararlı olabilir:
- “Çok yorulmuş görünüyorsun.”
- “Buradaki sesler seni rahatsız etti.”
- “Oyundan ayrılmak istemedin.”
- “İstediğin olmayınca çok kızdın.”
Çocuk sakinleştikten sonra ne yaşadığı üzerine daha ayrıntılı konuşulabilir.
Uzun açıklamalar kriz sırasında etkili olmayabilir
Ebeveyn, çocuğun davranışının neden uygun olmadığını hemen anlatmak isteyebilir. Ancak yoğun ağlama sırasında uzun açıklamalar çocuğun dikkatini toplamasını zorlaştırabilir.
“Bu mağazada böyle davranamazsın, herkes bize bakıyor, sana daha önce de söyledim” gibi uzun cümleler yerine o an için gerekli olan sınır belirtilmelidir.
“Oyuncağı fırlatmana izin veremem” veya “Şimdi dışarı çıkıyoruz” gibi kısa ifadeler yeterli olabilir.
Davranışın nedeni ve bir sonraki sefer ne yapılabileceği, çocuk sakinleştikten ve ortamdan uzaklaştıktan sonra konuşulmalıdır.
Çevredeki insanların bakışlarına odaklanmamak
Kalabalık ortamda yaşanan ağlama sırasında çevredeki kişilerin bakması ebeveyni utandırabilir. Yetişkin, çocuğun davranışından çok insanların ne düşündüğüne odaklanmaya başlayabilir.
Bu baskı, ebeveynin normalde kullanmayacağı sert ifadeler söylemesine veya sınırdan vazgeçerek çocuğun istediğini hemen vermesine yol açabilir.
O anda çevredeki kişilerin düşüncesinden önce çocuğun güvenliği ve aile içinde belirlenen yaklaşım önemlidir. Herkesin çocuk gelişimi hakkında aynı bilgiye veya anlayışa sahip olması beklenemez.
Gerekli görülürse çevredeki kişilere açıklama yapmak zorunda kalmadan çocukla birlikte daha sakin bir yere geçilebilir.
Çocuğu insanların yanında utandırmamak
“Herkes sana bakıyor”, “Bebek gibi ağlıyorsun” veya “Ne kadar ayıp” gibi ifadeler çocuğun ağlamasını hemen durdurabilir gibi görünse de utanç duygusunu artırabilir.
Çocuk bu sözlerden sonra duygusunu bastırabilir ancak nasıl sakinleşeceğini öğrenmeyebilir. Ayrıca kalabalık ortamları kendisini küçük düşmüş hissettiği yerlerle ilişkilendirebilir.
Davranışla ilgili konuşma mümkün olduğunca başkalarının önünde yapılmamalıdır. Çocuk sakinleştikten sonra daha özel ve güvenli bir ortamda kısa bir değerlendirme yapılabilir.
Tehdit etmek neden sorunu büyütebilir
“Bir daha seni hiçbir yere götürmeyeceğim”, “Eve gidince görürsün” veya “Ağlamayı kesmezsen seni burada bırakırım” gibi tehditler çocuğun korkusunu artırabilir.
Özellikle terk edilme anlamı taşıyan ifadeler küçük çocuklar için yoğun bir kaygı oluşturabilir. Ebeveyn gerçekte çocuğu bırakmayacak olsa bile çocuk söylenen cümleyi gerçek kabul edebilir.
Tehdit yerine uygulanabilir ve olayla bağlantılı bir sonuç açıklanabilir:
“Eşyaları fırlatmaya devam edersen alışverişi tamamlamadan dışarı çıkacağız.”
Söylenen sonuç gerçekçi olmalı ve mümkün olduğunca sakin biçimde uygulanmalıdır.
Çocuğun istediğini hemen vermek her zaman çözüm değildir
Çevredeki insanları rahatsız etmemek veya ağlamayı hızlıca durdurmak amacıyla çocuğun istediği ürün alınabilir. Bu yöntem o an sessizlik sağlayabilir ancak çocuk ağlama yükseldiğinde sınırların değişebildiğini düşünebilir.
Daha önce “Hayır” denilen bir konuda yalnızca ağlama nedeniyle karar değiştirilecekse çocuk sonraki durumlarda da aynı yolu deneyebilir.
Bununla birlikte ebeveyn verdiği kararın gereksiz veya çocuğun ihtiyacına uygun olmadığını sonradan fark edebilir. Karar değiştirmek her zaman yanlış değildir. Ancak değişimin ağlama baskısıyla değil, yetişkinin yaptığı sakin değerlendirmeyle gerçekleştiği açıklanmalıdır.
“Sadece ağladığın için değil, durumu yeniden düşündüğüm için kararımı değiştiriyorum” gibi bir açıklama yapılabilir.
Dikkatini başka yöne çevirmek ne zaman işe yarar
Küçük çocuklarda yoğunluk henüz yükselmeden önce dikkati başka bir etkinliğe yönlendirmek etkili olabilir. Pencereden dışarı bakmak, çocuğa küçük bir görev vermek veya çevredeki bir nesneyi göstermek yardımcı olabilir.
Ancak çocuk ağlamanın en yoğun noktasına ulaştığında dikkatini hemen değiştirmek mümkün olmayabilir. Bu sırada sürekli oyuncak göstermek veya eğlendirmeye çalışmak yeni bir baskı oluşturabilir.
Dikkat yönlendirme daha çok ilk huzursuzluk işaretleri görüldüğünde kullanılmalıdır. Çocuk tamamen kontrolünü kaybetmiş görünüyorsa önce güvenlik ve sakinleşme beklenmelidir.
Çocuğun yanına çömelmek iletişimi kolaylaştırabilir
Yetişkinin çocuğun üzerinde ayakta durarak yüksek sesle konuşması, çocuğun kendisini daha fazla baskı altında hissetmesine neden olabilir.
Ortam güvenliyse ebeveyn çocuğun göz hizasına yaklaşabilir. Ancak göz teması kurması için çocuğu zorlamak gerekmez. Bazı çocuklar yoğun duygular sırasında göz teması kurmak istemeyebilir.
Sakin bir sesle, az sayıda kelime kullanarak yanında bulunmak yeterli olabilir. Yetişkinin bedeni ve ses tonu, söylediklerinden daha fazla güven verebilir.
Çocuk temas istemiyorsa zorlanmamalı
Bazı çocuklar ağlarken sarılmak ve ebeveynine yaklaşmak ister. Bazıları ise dokunulduğunda daha fazla tepki gösterebilir.
Çocuğun güvenliği tehlikede değilse tercihine dikkat edilebilir. “Sarılmamı ister misin, yoksa yanında oturmamı mı?” şeklinde iki basit seçenek sunulabilir.
Çocuk cevap vermiyorsa ebeveyn yakınında sakin biçimde bekleyebilir. “Hazır olduğunda buradayım” denilebilir.
Çocuğun kişisel sınırlarını ve duygularını fark etmeye yönelik diğer içerikler Çocuk Gelişimi kategorisinde incelenebilir.

Kalabalık alışveriş ortamında ağlayan çocuğunun yanında sakin biçimde çömelmiş anne
Çocuğun yaşına göre beklenti değişmelidir
İki yaşındaki bir çocukla altı yaşındaki bir çocuğun duygularını anlatma, bekleme ve verilen kuralları değerlendirme becerileri aynı değildir.
Küçük çocuklarda kısa cümleler, fiziksel güvenlik ve ortam değişikliği daha önemli olabilir. Yaşı ilerleyen çocuklara ise sakinleştikten sonra yaşanan olayın nedeni ve alternatif davranışlar daha ayrıntılı anlatılabilir.
Küçük çocuklarda
- Az kelime kullanılabilir.
- Kalabalıktan uzaklaşılabilir.
- Uykusu, açlığı ve fiziksel ihtiyaçları kontrol edilebilir.
- İki basit seçenek sunulabilir.
- Sakinleşmesi için zaman tanınabilir.
Okul çağındaki çocuklarda
- Önceden belirlenen kurallar hatırlatılabilir.
- Yaşadığı duyguyu anlatması için zaman verilebilir.
- Bir sonraki benzer durumda ne yapabileceği konuşulabilir.
- Davranışın çevrede oluşturduğu sonuç değerlendirilmelidir.
- Çocuğun çözüm önerisi sunmasına fırsat verilebilir.
Yaşa uygun beklenti belirlemek, çocuğun henüz yapamadığı bir beceri nedeniyle cezalandırılmasını önleyebilir.
Alışveriş sırasında ağlama başladığında
Market ve mağazalar çocuklar için yoğun uyaranların bulunduğu yerlerdir. Renkli paketler, oyuncaklar ve sürekli görülen ürünler isteme davranışını artırabilir.
Alışveriş öncesinde hangi ürünlerin alınacağı açıklanabilir. Çocuğa küçük bir görev vermek, sürece katılmasını sağlayabilir. Örneğin listedeki bir ürünü bulması veya sepete belirli bir ürünü koyması istenebilir.
Çocuk bir ürün istediğinde ebeveyn uzun tartışmaya girmeden kararını açıklayabilir:
“Bugün oyuncak almıyoruz. Alışveriş listemizde yiyecekler var.”
Ağlama başladığında karar tekrar tekrar açıklanmamalıdır. Kısa bir cümleyle sınır hatırlatılıp gerekirse sakin bir bölgeye geçilebilir.
Misafirlikte başlayan ağlama nasıl yönetilebilir
Misafirlikte çocuk yabancı bir ortam, farklı kurallar ve çok sayıda kişi nedeniyle zorlanabilir. Yetişkinlerin uzun sohbetleri, çocuğun sıkılması veya normal uyku saatinin geçmesi ağlamayı kolaylaştırabilir.
Misafirliğe giderken çocuğun sevdiği küçük bir oyuncak veya kitap götürülebilir. Ziyaretin yaklaşık ne kadar süreceği yaşına uygun biçimde anlatılabilir.
Ağlama başladığında çocuğu herkesin içinde sorgulamak yerine kısa süreliğine başka bir odaya veya sakin bölgeye geçmek yararlı olabilir.
Çocuğun yorulduğu açıkça görülüyorsa ziyareti planlanandan önce tamamlamak düşünülebilir. Yetişkinlerin programını sürdürmek için çocuğu uzun süre zorlamak, ağlamanın daha da artmasına neden olabilir.
Restoranda ağlayan çocukla ne yapılabilir
Restoranlarda uzun süre masada beklemek küçük çocuklar açısından zor olabilir. Yemek geciktiğinde, çocuk acıktığında veya hareket etmek istediğinde huzursuzluk artabilir.
Restorana gitmeden önce çocuğun çok aç olmaması, yanında sessiz bir etkinlik bulunması ve bekleme süresinin mümkün olduğunca kısa tutulması yararlı olabilir.
Ağlama yükseldiğinde çevredeki kişilerle tartışmak veya çocuğu masada zorla tutmak yerine kısa süre dışarı çıkılabilir. Çocuk sakinleştiğinde masaya dönülüp dönülmeyeceği değerlendirilebilir.
Her dışarı çıkma planının sonuna kadar tamamlanması gerekmez. Aile o gün koşulların uygun olmadığını düşünürse etkinliği erken bitirebilir.
Düğün ve kalabalık kutlamalarda çocuğun ihtiyacı unutulmamalı
Düğün, doğum günü ve bayram buluşmaları yetişkinler için eğlenceli olsa da çocuk açısından uzun, gürültülü ve düzensiz olabilir.
Yüksek müzik, tanımadığı kişilerin ilgisi ve uyku saatinin geçmesi çocuğun zorlanmasına yol açabilir. Aile bu tür ortamlarda kısa molalar verebileceği daha sakin bir bölüm belirleyebilir.
Çocuğun herkese sarılması, fotoğraf çektirmesi veya tanımadığı kişilerin kucağına gitmesi için baskı yapılmamalıdır. Kişisel sınırlarına saygı gösterilmesi, kalabalık ortamda kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir.
Toplu taşımada ağlama başladığında
Otobüs, tren veya uçak gibi ortamlarda hemen dışarı çıkmak mümkün olmayabilir. Bu nedenle yolculuk öncesi hazırlık daha önemli hâle gelir.
Yanınızda su, yaşa uygun küçük atıştırmalık, yedek kıyafet ve sessiz bir oyuncak bulundurulabilir. Çocuğa yolculuğun ne kadar süreceği anlayabileceği bir biçimde anlatılabilir.
Ağlama başladığında çevredeki kişilerden özür dilemekle meşgul olmak yerine çocuğun ihtiyacına odaklanılmalıdır. Ses tonunu düşürmek, çocuğu cama yakın güvenli bir yere yönlendirmek veya kısa bir oyun başlatmak denenebilir.
Çocuk temas istemiyorsa zorlanmamalı, ancak güvenliği için koltuğunda veya yetişkinin yanında kalması sağlanmalıdır.
Kardeşler yanınızdaysa görev paylaşımı yapılabilir
Bir çocuk ağlama krizi yaşarken diğer kardeşlerin ihtiyaçlarını aynı anda yönetmek zor olabilir. Mümkünse yetişkinlerden biri ağlayan çocukla ilgilenirken diğeri kardeşlerin güvenliğini sağlayabilir.
Tek yetişkin bulunuyorsa diğer çocuklara kısa ve açık bir görev verilebilir. “Yanımda kalın, birazdan sizinle de konuşacağım” şeklinde bilgi verilebilir.
Kardeşlerden ağlayan çocuğu sakinleştirmesi beklenmemelidir. Çocuğun davranışı nedeniyle kardeşleri suçlamak veya “Bak kardeşin ne kadar uslu” diyerek karşılaştırma yapmak da uygun değildir.
Ebeveynler aynı yaklaşımı benimsemeli
Çocuğun ağlaması sırasında ebeveynlerden biri sınırı korurken diğeri ağlamanın bitmesi için istediğini hemen verdiğinde çocuk hangi kuralın geçerli olduğunu anlamakta zorlanabilir.
Ebeveynlerin her konuda aynı düşünmesi gerekmez. Ancak kalabalık ortamlarda uygulanacak temel sınırlar önceden konuşulabilir.
Çocuğun yanında birbirini suçlamak veya “Baban izin vermiyor” gibi ifadeler kullanmak yerine ortak bir dil tercih edilmelidir:
“Bugün bunun alınmayacağına birlikte karar verdik.”
Evde belirlenen kuralların yetişkinler tarafından tutarlı biçimde uygulanmasıyla ilgili içeriklere Ebeveynlik kategorisinden ulaşılabilir.
Kriz sona erdikten sonra ne yapılmalı
Çocuk sakinleştiğinde hemen uzun bir sorgulama yapmak gerekmeyebilir. Öncelikle su içmesi, dinlenmesi veya temel ihtiyacının karşılanması sağlanabilir.
Daha sonra olay kısa biçimde konuşulabilir. Çocuğun yaşına göre şu sorular kullanılabilir:
- “Orada seni en çok ne zorladı?”
- “Oyuncağı alamayınca nasıl hissettin?”
- “Bir dahaki sefere bana nasıl haber verebilirsin?”
- “Sakinleşmene ne yardımcı oldu?”
- “Bir sonraki gezide neyi farklı yapabiliriz?”
Konuşmanın amacı çocuğu utandırmak değil, yaşadığı duyguyla davranışı arasında bağlantı kurmasına yardımcı olmaktır.
Özür dilemeye hemen zorlamak doğru olmayabilir
Çocuk ağlama sırasında birine vurmuş, bir eşyayı fırlatmış veya başka bir kişiyi rahatsız etmiş olabilir. Davranışın telafi edilmesi önemlidir ancak çocuk hâlâ yoğun duygular içindeyken özür dilemeye zorlanması anlamlı bir sonuç vermeyebilir.
Sakinleştikten sonra davranışın sonucu açıklanabilir. Çocuk yaşına göre özür dileyebilir, düşürdüğü eşyayı kaldırabilir veya bozduğu düzenin toparlanmasına katılabilir.
Özür yalnızca kelimeyi söylemek değil, yaptığı davranışın karşı tarafı nasıl etkilediğini anlamaya çalışmakla ilişkilidir.
Olayı gün boyunca tekrar tekrar hatırlatmamak
Çocuk sakinleştikten ve konu konuşulduktan sonra olayın bütün gün yeniden gündeme getirilmesi utanç ve gerginlik oluşturabilir.
“Sabah ne yaptığını hatırlıyor musun?” veya “Bir daha seni hiçbir yere götürmeyeceğim” gibi tekrarlar çocuğun değişim göstermek yerine kendisini kötü biri olarak değerlendirmesine yol açabilir.
Gerekli sınır ve sonuç uygulandıktan sonra günlük ilişkiye dönülmelidir. Çocuk yaşadığı zor anın ardından ebeveyninin sevgisinin devam ettiğini bilmelidir.
Kalabalığa çıkmadan önce hazırlık yapmak
Ağlama krizlerini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak önceden yapılan bazı hazırlıklar çocuğun zorlanma ihtimalini azaltabilir.
- Çocuğun dinlenmiş olduğu saatleri seçmek
- Aç veya susuz şekilde dışarı çıkmamak
- Gidilecek yeri önceden açıklamak
- Yaklaşık ne kadar kalınacağını söylemek
- Nelerin alınacağını ve alınmayacağını belirtmek
- Çocuğun yanına küçük bir oyuncak veya kitap almasına izin vermek
- Uzun programların arasına mola eklemek
- Beklenmedik değişiklikleri mümkün olduğunca önceden haber vermek
Hazırlık yapılması her gezinin sorunsuz geçeceği anlamına gelmez. Ancak çocuğun neyle karşılaşacağını bilmesi belirsizliği azaltabilir.
Çocuğa küçük seçimler sunmak
Kalabalık ortamda bütün kararların yetişkin tarafından verilmesi, çocuğun kontrol duygusunu azaltabilir. Temel sınırlar korunurken küçük seçenekler sunulabilir.
Örneğin şu seçimler kullanılabilir:
- “Kırmızı arabayı mı, mavi arabayı mı yanında götürmek istersin?”
- “Önce markete mi, fırına mı gidelim?”
- “Sepetin yanında mı yürümek istersin, elimi mi tutmak istersin?”
- “Sakinleşmek için dışarı mı çıkalım, şu köşede mi bekleyelim?”
Seçenekler gerçek ve uygulanabilir olmalıdır. Gerçekleşmeyecek bir seçenek sunmak güveni zedeleyebilir.
Geçişleri önceden haber vermek
Çocuklar keyif aldıkları bir etkinliğin aniden sona ermesine tepki gösterebilir. Parktan ayrılmak, oyunu bırakmak veya misafirlikten dönmek özellikle zor olabilir.
Etkinlik bitmeden önce kısa hatırlatmalar yapılabilir:
“On dakika sonra eve döneceğiz.”
“Kaydıraktan iki kez daha kaydıktan sonra çıkıyoruz.”
“Bu oyunu tamamladıktan sonra hazırlanacağız.”
Verilen süre mümkün olduğunca tutarlı olmalıdır. Sürekli “Bir dakika daha” denilmesi, çocuğun uyarılara güvenmemesine neden olabilir.
Ağlama öncesindeki işaretleri fark etmek
Yoğun ağlama çoğu zaman hiçbir belirti olmadan başlamaz. Çocuğun hareketlerinin hızlanması, yüz ifadesinin değişmesi, daha sık itiraz etmesi veya ebeveyne daha fazla yaklaşması erken işaretler olabilir.
Bu işaretler fark edildiğinde kısa mola verilebilir, su teklif edilebilir veya program sadeleştirilebilir.
Çocuğun sınırına ulaştığı görüldüğü hâlde programı sürdürmek, küçük huzursuzluğun daha yoğun bir ağlamaya dönüşmesine neden olabilir.
Ağlama krizlerinin kaydını tutmak işe yarayabilir
Krizler sık tekrarlanıyorsa hangi koşullarda başladığını anlamak için kısa notlar alınabilir. Ayrıntılı bir günlük tutmak zorunlu değildir.
| Gözlem alanı | Not edilebilecek bilgi |
|---|---|
| Ortam | Market, misafirlik, restoran veya toplu taşıma |
| Zaman | Sabah, öğle, uyku öncesi veya akşam |
| Öncesinde yaşanan | Bekleme, oyunun bitmesi, isteğin reddedilmesi veya yoğun ses |
| Fiziksel durum | Açlık, susuzluk, yorgunluk veya rahatsızlık |
| Yetişkinin tepkisi | Ortam değiştirme, konuşma, bekleme veya sınır koyma |
| Sakinleşmeye yardımcı olan | Sessiz alan, su, yakınlık, mola veya eve dönmek |
Notlar incelendiğinde ortak bir durum fark edilebilir. Örneğin ağlamaların çoğu uyku saatinden sonra veya uzun bekleme sırasında ortaya çıkıyor olabilir.
Her ağlama krizini önlemek mümkün değildir
Ebeveyn bütün hazırlıkları yapmasına rağmen çocuk yine de zorlanabilir. Bu durum ebeveynin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun duygularını yönetmeyi öğrenmesi zaman alır. Ebeveynin görevi hiçbir zaman ağlamamasını sağlamak değil, yoğun duygular yaşadığında güvenli sınırlar içinde yanında olmaktır.
Çocuk büyüdükçe duygusunu kelimelerle anlatma, mola isteme ve farklı çözümler deneme becerisi gelişebilir. Ancak bu becerilerin kazanılması tekrar ve yetişkin desteği gerektirebilir.
Hangi durumlarda profesyonel görüş alınabilir
Ağlama ve yoğun öfke anları çocukluk döneminde farklı biçimlerde görülebilir. Ancak krizler çok sık tekrarlanıyor, uzun süre devam ediyor veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa kişisel durumun değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Şu durumlarda çocuk doktoru veya çocuk gelişimi alanında yetkin bir uzmandan görüş alınması değerlendirilebilir:
- Çocuğun kendisine veya başkasına sık sık zarar vermesi
- Krizlerin okul, sosyal yaşam veya günlük etkinliklere katılımı zorlaştırması
- Çocuğun sakinleşmesinin giderek daha zor hâle gelmesi
- Yoğun tepkilere iletişim, uyku veya beslenmeyle ilgili belirgin güçlüklerin eşlik etmesi
- Çocuğun daha önce yapabildiği bazı becerilerde belirgin gerileme görülmesi
- Ebeveynin durumu yönetmekte sürekli çaresiz veya tükenmiş hissetmesi
Destek almak, çocuğa etiket koymak anlamına gelmez. Amaç çocuğun ihtiyaçlarını, gelişim dönemini ve aile içinde uygulanabilecek yaklaşımı daha ayrıntılı değerlendirmektir.
Ebeveynin kendi sakinliğini koruması
Çocuğun yüksek sesle ağlaması yetişkinin bedeninde de gerginlik oluşturabilir. Ebeveynin kalp atışı hızlanabilir, yüzü ısınabilir ve hızlıca tepki verme isteği ortaya çıkabilir.
Çocuğa cevap vermeden önce kısa bir nefes almak, ses tonunu bilinçli biçimde düşürmek ve tek bir cümle seçmek yardımcı olabilir.
Ebeveyn kendisini kontrol etmekte zorlanıyorsa ve yanında güvenilir başka bir yetişkin bulunuyorsa kısa süre görev değişimi yapılabilir. Çocuğun önünde birbirini suçlamak yerine “Ben biraz sakinleşirken sen yanında durabilir misin?” denilebilir.
Aile içindeki sorumlulukların ve zorlayıcı anların tek kişiye kalmasıyla ilgili Evin Bütün Yükünü Üstlenen Kişinin Zamanla Yorulması başlıklı içerik de incelenebilir.
Kriz anında uygulanabilecek kısa yol haritası
| Aşama | Uygulanabilecek yaklaşım | Kaçınılabilecek davranış |
|---|---|---|
| Güvenlik | Çocuğu ve çevresini güvenli hâle getirmek | Çocuğu kalabalığın içinde yalnız bırakmak |
| Ortam | Mümkünse daha sakin bir bölgeye geçmek | İnsanlar bakıyor diye çocuğu zorla susturmak |
| İletişim | Kısa, sakin ve açık cümleler kullanmak | Uzun açıklamalar ve art arda sorular yöneltmek |
| Duygu | Çocuğun duygusunu kabul etmek | Duygusuyla alay etmek veya utandırmak |
| Sınır | Güvenli ve tutarlı sınırı korumak | Ağlamayı bitirmek için her isteği kabul etmek |
| Sonrası | Sakinleşince yaşananları kısa biçimde konuşmak | Olayı bütün gün tekrar tekrar hatırlatmak |
Sakinlik ve sınır aynı anda korunabilir
Kalabalık ortamda ağlama krizi yaşayan çocuğa yaklaşım, çocuğun her isteğini kabul etmek veya davranışı tamamen görmezden gelmek anlamına gelmez. Çocuğun yaşadığı duygu kabul edilirken güvenli sınırlar korunabilir.
Öncelikle çocuğun ve çevrenin güvenliği sağlanmalı, mümkünse daha sakin bir alana geçilmeli ve kısa cümleler kullanılmalıdır. Çocuk sakinleşmeden uzun açıklamalar yapmak, tehdit etmek veya insanların yanında utandırmak gerginliği artırabilir.
Çocuk sakinleştikten sonra yaşanan olay kısa ve anlaşılır biçimde değerlendirilebilir. Bir sonraki benzer durumda mola istemek, ebeveyne haber vermek veya duygusunu kelimelerle anlatmak gibi alternatifler üzerinde durulabilir.
Ebeveynin sakin davranması, sınırdan vazgeçtiği anlamına gelmez. Sınırın bağırmadan, tehdit etmeden ve çocuğun duygusunu küçümsemeden korunması mümkündür.
Kalabalık ortamlara çıkmadan önce yapılan hazırlıklar, geçişlerin önceden haber verilmesi ve çocuğun yorgunluk işaretlerinin fark edilmesi krizlerin daha yönetilebilir hâle gelmesine yardımcı olabilir. Her olayın kusursuz biçimde yönetilememesi ise ebeveynin başarısız olduğu anlamına gelmez.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Çocukların gelişim dönemleri, duygularını ifade etme biçimleri, hassasiyetleri ve aile dinamikleri farklılık gösterebilir. İçerikte yer alan açıklamalar kişiye özel tıbbi, psikolojik, gelişimsel veya aile danışmanlığı niteliği taşımaz. Ağlama ve yoğun öfke anları sık tekrarlanıyor, uzun sürüyor, çocuğun kendisine ya da çevresine zarar verme riski oluşturuyor veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa çocuğun kişisel durumuna uygun profesyonel destek alınması değerlendirilebilir.